16 Ocak 2016 Cumartesi

Neden Bu Kadar Şişman Olduğunuzu Hiç Düşündünüz Mü?

Herkese tekrardan kucak dolusu merhaba! Diyete geri dönüşümün ikinci haftasını tamamlarken, (henüz ikinci kez tartılmadığım için) şimdilik ilk hafta 2.6 kg verdiğimin haberini verebiliyorum. Sizlerin de çok iyi bildiği gibi, her zaman ilk hafta çok daha fazla kilo kaybı yaşanır. Daha sonra yavaş yavaş haftada ortalama 800 gr. - 1 kg kaybetmek sağlıklıdır. 

Neler yaptım, neler yedim, nasıl bir strateji izliyorum gibi konulardan bahsetmek yerine daha faydalı olabileceğini düşündüğüm, işin psikolojik boyutuna değindiğim bir yazı yazmak istedim. Kafamı toplayıp ve zaman bulup blog'a daha sık yazamadığım için de herkesten bir kez daha özür dilerim. 

Amerika'da bir üniversitede obez bireyler üzerinde yapılan bir araştırma sonucunda, beni de nispeten şaşırtan bir sonuç ortaya çıkmış. Obez bireylerle derinlemesine konuşulduğunda -özellikle de kadınların- çocukluklarında cinsel taciz vb. bir travmaya maruz kaldığı saptanmış. Araştırma, çocukluk yıllarında sözlü ya da fiziksel fakat mutlaka sarsıcı kötü bir olaya maruz kalan bireylerin yıllar boyunca yeme alışkanlıklarının da sürekli olarak kilo almayı tetiklediği, çünkü bu insanların bilinçsiz olarak kendilerine yağdan bir güvenlik kalkanı ördüklerini söylüyor. Cinsel tacize uğrayan bir kadın, sürekli kilo alarak vücudunun estetik formunu bozup kendini erkekler tarafından ilgi görmeyecek bir hale getiriyor. Tabi bunları bilinçsizce yaparken, bilinçli bir şekilde de erkekler tarafından ilgi görmediği için kilo vermeye çalışıyor, güzellik standartlarının dışında kaldığı için özgüveni kırılıyor, fakat ne yaparsa yapsın bir türlü kilo veremiyor. Sık sık yeme krizlerine giriyor, doysa bile yemeye devam ediyor. Kısaca, bilinç altı, bilinç üstünü sabote ediyor.


Woman Photographs Herself Receiving Strange Looks In Public
http://petapixel.com/2013/02/11/woman-photographs-herself-receiving-strange-looks-in-public/

Daha önce şişman insanların kendilerine yağlardan bir güvenlik duvarı ördüğü meselesine Freud okurken denk gelmiştim. Fakat şu son bilimsel araştırmadan çıkan verileri de görünce iyice ikna oldum. Tam olarak hatırlamasam ve araştırma ile ilgili linki bulamasam da obez insanların çok çok büyük bir oranında çocukluk travması tespit edildiğini okudum. 

Obezitenin fizyolojik bir durumdan öte psikolojik bir durum olduğunu her seferinde savundum. Nedeni ise şu: Sağlıklı bir psikolojiye sahip bir birey de kilo alabilir, fakat kilo aldığının farkına varır ve önlemler alır. En fazla 15 kg alır ve sonra verir. Değil mi? Fakat bizler, yani vücut kitle indeksi 35'in üzerindeki insanlar, bu zamana kadar önlem alsak da hızla ölümcül bir kiloya ulaşmamızı neden engelleyemiyoruz? Nasıl doyduğumuz halde daha fazla yemek istiyoruz? Neden canımız her sıkıldığında, üzgün olduğumuzda, stresli olduğumuzda şekere ya da karbonhidrata saldırıyoruz? Çünkü, obez insanların birçoğu tüm duygusal durum değişikliklerini yemekle bastırmaya alışkın olduğu için bir süre sonra yemeğe bağımlı hale geliyor (bu da araştırmanın sonuçlarından bir tanesi). Dolayısıyla obez bireyin yemekle olan ilişkisi sağlıklı bir insanınki gibi olmuyor. 

Woman Photographs Herself Receiving Strange Looks In Public
http://petapixel.com/2013/02/11/woman-photographs-herself-receiving-strange-looks-in-public/

Obez bireylerin çoğu, depresyona ya da kötü ruh haline yatkın oluyor. Bu sürekli mutsuzluk durumu bir süre sonra beyinlerindeki serotoninin (mutluluk hormonu) azalmasına neden oluyor ve beyin bu eksikliği şekerli gıda yenmesini artırarak kapatmaya çalışıyor. Kendinizde fark ettiniz mi bilmiyorum ama, mutsuz olduğunuzda ilk tatlıya sarılmanızın nedeni bundandır. Çünkü şeker serotonin salgılatır. Bu yüzden de aslında çok sakıncalıdır, çünkü uyuşturucular da kısa süreli olarak beyinde serotonini, adrenalini vb. hormonları tetikler. Bu nedenle rahatlamış ve mutlu ya da (uyuşturucusuna göre) aşırı enerjik hissedersiniz. Şekeri sık sık uyuşturucuya benzetmelerinin nedeni de bundandır, en az uyuşturucu kadar bağımlılık yapıcı ve zararlıdır. 

Woman Photographs Herself Receiving Strange Looks In Public
http://petapixel.com/2013/02/11/woman-photographs-herself-receiving-strange-looks-in-public/

Bana gelince, korumacı ve dış dünyanın sürekli tehlikeli olduğunu söyleyen bir babanın etkisiyle, kendimi dış dünyaya karşı korumak için bilinçsizce yıllar içinde kilolarıma kilo eklemiş olduğum ihtimaller arasında (terapilerimden çıkan sonuçlardan bir tanesi hatta). Tabi ki kesin bu diyemiyorum, çünkü bu o kadar da basit çözümlenebilecek bir mesele değil. Bilinç altımda kendimi korumak için kilo almış olabilirim, fakat daha sonra sürekli çözüm bulmaya çalıştığım halde bir türlü başarılı olamayışlarımdan sonra ipin ucunu iyice kaçırmamın sebebi öğrenilmiş çaresizlik, bir çeşit maskeli depresyon, kaygı bozukluğu vb. gibi sebepler de olabilir. 

Woman Photographs Herself Receiving Strange Looks In Public
http://petapixel.com/2013/02/11/woman-photographs-herself-receiving-strange-looks-in-public/

Bu yazıyı neden yazdım? Neden bu kadar şişman olduğunuzu ve neden buna bir türlü çözüm getiremediğinizin nedenini kendi içinizde araştırın, öğrenin, kabullenin ve ondan sonra göreceksiniz ki her şey çorap söküğü gibi gelecek. ''Şişmanım, nutsuzum fakat sağlıksız beslenmeme neden engel olamıyorum?'' diyen iç sesinize bir kez daha kulak verin. Fiziksel görüntünüze takılı kalmayın, nedeni topluma, sizinle şişman diye dalga geçen insanlara karşı geliştirdiğiniz inada bağlamayın; kendi içinize dönün, hatta bunu yaparken bir yardım alın. Sonucun kalıcı ve ruhsal durumunuzun çok daha sağlıklı olduğunu görecek ve kendinizi bu sefer gerçekten sevmeyi öğreneceksiniz. 

Görüşmek üzere!





4 yorum:

  1. Merhaba Pınar. Öncelikle dönmene çok sevindim. Ben de uzun yıllar fazla kiloLARımla savaştım. Aslında tamamen kendi içimde yaptım bunu. Aynaya bakmaz oldum. Artık sadece dışarı üstsüz çıkmamak için kıyafet alıyorum desem yeridir. Çok sevdiğim alışveriş bile beni mutsuz eder oldu. Bir ara küçük beden kıyafetler alıp bunları zayıflayınca giyerim diyerek kendimi motive etmeye çalışırken buldum. Harika bedenlerine iğrenç kıyafetler seçen insanları eleştiriyordum falan. Gitmediğim diyetisyen kalmadı. Her odaya beni anlayan biri çıkar mı? diye girdim. Ama hepsi samimiyetsizliğin had safhada olduğu sayfalarca yasak dolu üç beş parça kağıttan başka bir şey veremedi bana. Aslında kilolu olmayan birinin beni anlayabileceği ihtimaline de hiç inanmadım.(Hala da inanmıyorum açıkçası) Ve sürekli benim gibi şişmanlıktan bezmiş kuzenlerimle hayal kurarak avuttum kendimi. Bu kez zayıflayacağım olmuyor böyle yokuş çıkamaz oldum diyerek sabahı ederdik. Bir sefer sırf artık bu diyetisyene döktüğüm para boşuna gitmesin diyerek (sadece tatilde sürdürebildiğim) aşırı düzenli bir hayat yaşamaya başladım. 15 kilo verdim. Ama öyle ait olmadığım bir düzendi ki tatilin bitmesiyle bitti ve ben tekrar verdiğim kiloları fazlasıyla aldım. O zamandan bu yana bir kilo vermedim. Sana öyle imrendim ki bir ara kilo vermeye çalıştım. Ama veremedim. Aslında aldığım kilolar rahatsızlığım için kullandığım ilaçlar yüzünden birden oldu. Şeker hastasıyım şu an. Psikolojik olarak çok kötü bir dönemdeyim. Sürekli başa çıkacak nedenler bulmaya çalışıyorum. Tekrar yazmaya başlamana ne kadar mutlu oldum bilemezsin. Çok başarılı olduğunu, bundan sonraki süreçte de olacağını düşünüyorum. Birilerinin seni anlaması sana güç verir mi bilmiyorum ama yazmaya devam et lütfen. :)

    YanıtlaSil
  2. Keşke daha sık yazsan.

    YanıtlaSil
  3. http://biberhapisiparis.org/gercek-biber-hapi-nasil-olmali.html

    YanıtlaSil