Bu blogda ne bulabileceğinizi gerçekten ben de bilmiyorum. Aslında ruh hastalığı derecesinde her şeyi kafaya takan bir insan olarak bu blogun içeriğini bir ay öncesinden planlayıp, yazıp, zamanlamaya koyup bir ay kafa rahat gezeyim demediğime şaşırıyorum. Ama hayır, bu blog ben yaşadıkça ve deneyimledikçe gelişecek, benimle birlikte ilerleyecek bir blog olmalı. Bu nedenle de hiçbir şey planlı programlı değil.
![]() |
| Sırf yazı olmasın diye koyulan dünyanın en samimiyetsiz görseli: Yeşil elma ve mezura |
Sanırım bu konuyla ilgili binlerce blog var. Hepsi de müthiş başarı hikayeleri, hepimizi kıskandıran before-after fotoğraflarıyla dolu. Ben, her şey bittikten sonra değil de; yaşarken, içindeyken yazmak istedim. Çünkü o bloglara bakarken hep içimden; ''Ulan bu hayvan gibi spor yapmış benim o kadar vaktim yok ki, Çin Ananası yemiş Türkiye'de nerden bulayım onu.'' gibi şeyler geçirdim ve sonuç olarak blogları kapatıp kendi gerçeğime geri döndüm.
İster bir kilo fazlanız, ister benim gibi vermeniz gereken 60 kilonuz olsun, bu blogun herhangi bir hedef kitlesi yok. Bu ne kızlara özel, ne de hardcore bir başarı hikayesinin cakasının atılacağı bir blog. Bu, aslında benim hiçbir sosyal mecrada göstermediğim bir başka yönüm, belki de en gerçek beni içeren bir yer. Bir önceki yazıda daha ikinci paragrafta dan diye telaffuz edebildiğim kilom, hiçbir zaman hiçbir yere koymadığım boydan fotoğraflarım var. Biraz kendimle yüzleşmem, biraz hala derinlerde sahip olduğum komplekslerimi yenmem için etkili olacağına inandığım bir günce niteliğinde bu blog.
Peki ben burada ne anlatacağım? Başta da dediğim gibi, bilmiyorum. Yaşadıkça göreceğim; ama şundan eminim ki bu; hamilelik sonrası kilolarını vermek isteyen, tansiyonu olan, diyabetikler ya da sadece baseni problemli olan kadınlar için açılmış spesifik bir blog değil. Herkesin bünyesi ve sağlık durumu farklıdır. Ben, sadece kendi yaptıklarımdan yola çıkarak, bizzat deneyimlediğim şeyleri yazacağım. Siz de aynını yapın asla demeyeceğim. Ayrıntılı diyet listeleri, spor programları da yazmayacağım. Şunda şu kadar lif var, bunun kalorisi şu kadar, tansiyon hastaları şunu yemesin de demeyeceğim; çünkü tüm bu detayları bilmem mümkün değil ve mevzu bahis sağlık, dolayısıyla da atıp tutma riskine asla girmeyeceğim.
Unutmayın ki şu an herhangi bir diyetisyen kontrolünde değilim. Tamamen şimdiye kadarki diyetisyen deneyimlerimden ve kilo vermiş arkadaşlarımın tavsiyelerinin ortak noktalarından elde ettiğim veriler ile ilerliyorum. O yüzden lütfen beni bu konuda yetkili mercii tahtına oturtmayın.
Herhangi bir beklentiniz olmasın kısaca, bu bloga ''Acaba Pınar neler yaptı?'' merakıyla girin sadece. Belki de o hafta kilo aldım, ya da birdenbire diyeti bırakıp yine yemeye başladım. Bu gelmiş geçmiş en büyük başarısızlık hikayesi de olabilir, gözünüzün önünde hafta hafta eriyip giden ve hedefine ulaşan Pınar'ın hikayesi de. Tüm gayem tabi ki de ikincisinin gerçekleşmesi yönünde. Omuz omuza verip başarabileceğimiz inancındayım.
Görüşürüz!

senle aynı nedenlerden ben de bu sene spora başladım eylül ayında. artık kendimde memnun olmadığım böyle gelmiş böyle gitmese keşke dediğim ama mucizeler beklerken kendimi bulduğum en temel konu bedenimi şekillendirmekti. nefsimi yemek konusunda kontrol edebilmek sanırım yegane sorunum. üzgündüm yedim, amaan bugünlük yiyeyim dedim yedim yedim yedim. yemeyi mutlulukla özdeşleştirdiğimi görünce bahaneleri bıraktım. kontrolü ele alma niyetindeyim. belki hiç kilo vermem ama şu an ki hedefim sıkılmadan istikrarlı biçimde spor yapmak ve hayatımın bir parçası haline getirmek sporu. bedenim de eşek değilse bi değişim gösterir umuyorum. yanındayım,takipteyim.
YanıtlaSilTeşekkür ederim Melis'ciğim, umarım hepimiz başarılı oluruz.
Sil