Herkese merhabalar! Yine uzun süredir tembellik edip yazmadığım için diyeti bozduğumu düşünenler olmuş. Evet, son bir aydır diyete sıklıkla uymadığım ve bu durumun sonucu olarak kilo veremediğim doğru. Fakat yine sıkı bir kararlılıkla diyetime devam ettiğimi belirtmek isterim. Yeni bir mobil uygulama keşfettim ve bu uygulama (application) eskisinden çok daha sıkı bir şekilde diyete devam etmemi sağladı. Henüz daha çok yeni yeni kullanmaya başladığım ve yakın zamanda para ödeyip pro versiyonunu da indireceğim için hemen açıklamak istemedim. Biraz daha deneyimleyip bir sonraki yazımda bu uygulamayı mutlaka tanıtacağım. Şu anki durumu merak edenler ve blogu yeni okumaya başlayanlar için, diyete başladığımdan bu yana (3 Eylül 2013) 17 kg verdiğimi tekrar hatırlatayım.
Bana gelen sorularda en çok dikkatimi çeken, diyete başlama kararlılığını gösterememekle ilgili olanlardı. Herkes az çok ne yiyip ne yememesi gerektiğini, nasıl hareket edeceğini biliyor; fakat bir türlü diyete başlama kararı alamamaktan yakınıyordu. Ben de bu yazımda, pazarlama derslerinde bize öğretilen S.M.A.R.T.T hedeflerden esinlenerek, diyete başlarken hedef koymanın öneminden bahsetmek istedim.
Planlama ve Hedef Koymanın Önemi
Geçenlerde final zamanında ders çalışırken, bize gerek kampanya tasarımı gerekse pazarlama iletişimi derslerinde gösterilen metodolojinin aslında sadece kurumsal iletişim faaliyetlerinde değil hayatın her alanında uygulanabilir olduğunu düşündüm ve bu metodolojiyi diyet meselesine nasıl entegre edebileceğimizi kurguladım. Hayatta her zaman küçük ya da büyük hedeflerimiz vardır. Hayattaki çoğu faaliyetimiz bu hedefler ve onları gerçekleştirmek için izlediğimiz yöntemleri kapsar. Tüm bu sürece ''planlama'' denir ve çok aşırıya kaçmadan planlama yapmak birçok alanda başarıyı da beraberinde getirir.
Bir işe koyulmadan önce mutlaka bir hedef belirlememiz gerekir. Yoksa sarfedeceğimiz emeğin, gerçekleştireceğimiz eylemlerin ne uğurda olduğunu bilemeyiz. ''Bir diyete başlayayım bakalım ne kadar giderse artık'' diye başlamak çok sağlıklı olmayacak, büyük ihtimal çok geçmeden diyetin bitmesiyle sonlanacaktır. Hepimiz diyete başlamadan önce kendimize bir hedef koyarız, peki bu koyduğumuz hedef ne kadar doğrudur? S.M.A.R.T.T hedefleri açıklayarak nasıl hedefler belirlememiz gerektiğini görelim..
S.M.A.R.T.T Hedefler
Specific (Belirli / Kendine Has): Diyete başlamadan önce kendinize koyduğunuz hedef öncelikle kendinizle ilgili olmalıdır. Belki de ''50 kiloya düşmek'' sizin için çok da sağlıklı bir hedef değildir. Sağlıklı kilonun ölçüsü yoktur, hangi kilonun sizin için sağlıklı olduğu boyunuz ve birtakım biyolojik, fiziksel faktörlerle ilgilidir. Başkasının verdiği kilo miktarı, özendiğiniz insanın bulunduğu kilo sizin için bir ölçüt olmamalıdır. Vücut kitle endeksinizi ölçümleyerek sizin için en doğru olan kiloyu tespit ettikten sonra, vermeniz gereken kilo miktarını belirleyin. Ulaşmak istediğiniz bu kilo, sizin ana hedefinizi oluşturacak. ''15-20 kilo versem yeter herhalde'' ya da ''3-5 bi' şeyler vereyim işte'' gibi muğlak hedefler yerine; ''Tam olarak 22 kilo vermem gerekiyor'' ya da ''15 kilo vereceğim'' gibi belirli hedeflerle işe koyulun.
Measurable (Ölçümlenebilir): Koyduğunuz hedef mutlaka ölçümlenebilir olmalıdır. Bizim durumumuzda, yani biz bu hedef metodolojisini diyete uyguladığımızdan ve kilo da ölçülebilen bir şey olduğundan sıkıntı yok. Yalnızca, her hafta pazartesi, aynı kıyafetlerle ya da iç çamaşırlarınızla, aç karna tartılıp, mutlaka bir çizelgeye not almayı unutmayın. Eğer bunu yapmazsanız, gelişiminizi ölçümleyemez, nasıl gittiğinizi asla bilemezsiniz. Tartıdan korkmayın, bir süre sonra tartıya çıkmak için can atacaksınız.
Achievable / Attainable (Ulaşılabilir): Çoğu kişi kendine hedef koyarken bu kriteri es geçiyor. ''1 ayda 10 kilo vereceğim'', ''Aç kalacağım hiçbir şey yemeyeceğim'' ya da ''Sadece lahana çorbası içerek 2 haftada incecik olacağım'' gibi hedefler şüphesiz ki gerçekleştirilebilecek hedefler değil. Gerçekleştirilebilirden öte oldukça sağlıksız ve çok ciddi problemlere yol açabilecek hedefler. Bu tarz pazarlama tuzaklarına lütfen kanmayın. Haftada ortalama 1 kg vermenin optimum olduğunu düşünerek yola çıkın. Çok kısa zamanda çok büyük hedefler sizi hayal kırıklığına uğratmaktan başka işe yaramayacaktır.
Relevant (Tutarlı): Koyduğunuz hedefle hedefi gerçekleştirmek için yapacaklarınızın tutarlı olmasına dikkat edin. Ana hedefiniz kilo vermekse, bunu eski beslenme alışkanlıklarınızı sürdürerek gerçekleşmeyeceğinin bilincinde olun. Gece yemek yiyerek, kızartma tüketerek hedefinizie ulaşamayacağınız su götürmez bir gerçek.
Time Bound (Zamanlı): Hedefinizi ne kadar sürede gerçekleştireceksiniz? Ömrünüzün sonunda kadar sağlıklı beslenebilirsiniz, ama kilo vermek için yapacağınız diyetin hiç bitmemesini isteyeceğinizi sanmıyorum. Eğer kendinize bir bitiş çizgisi belirlemezseniz, diyetinizi aksatır, bozar, ''Aman nasıl olsa veririm bir ara'' diye düşünürsünüz. Fakat ''1 Haziran'a kadar 20 kilo vereceğim'' diye yola başlarsanız, daha disiplinli bir şekilde devam edersiniz. Belirlediğiniz dead-line'lar konusunda çok katı olmanıza da gerek yok, hiçbirimiz hayatımızda ne olup biteceğini bilemeyebiliriz. Zaman geçtikçe kilo veriş gidişatınıza göre süreyi uzatabilir, ya da kısaltabilirsiniz. Burada önemli olan başlarken mutlaka bir bitiş tarihi belirlemiş olmak. ''Yaza kadar'' gibi muğlak bir zamandan bile kaçınıp, tarih belirlemek sizi daha çok motive edecektir. Tabi ki yukarıda bahsettiğim kriterlere uyarak bu bitiş tarihini belirlemek çok önemli. ''6 ayda 20 kilo vereceğim'' doğru bir zamanlamayken ''1 ayda 20 kilo vereceğim'' oldukça yanlış bir zamanlama olacaktır.
Targeted (Hedefli): ''Hedefli'' kötü bir tercüme olsa da, bu ikinci ''T'' genelde S.M.A.R.T.T hedefler açıklanırken işin içine katılmaz. Yani aslında bu hedefler ''S.M.A.R.T Hedefler''dir; fakat biz bu ikinci T'yi de işin içine katarak öğrendiğimiz ve bu durumda da önemli bir kıstas olduğunu düşündüğüm için açıklama gereği duydum. Diyete başlarken belirlediğiniz ana hedefi, küçük hedeflere bölmek işinizi çok daha kolaylaştıracak, sizi diyete daha da bağlı kılacaktır. Eğer 20 kilo vermeniz gerekiyorsa, bu 20 kiloyu 5'er kiloluk küçük hedeflere bölerek, her 5 kilo verişinizde ''geriye 3 tane 5 kilo kaldı'' demek, hedefinizi gözünüzde büyütmenizi engelleyecektir. Sporda bile yapılan hareketler nasıl ''set''ler olarak bölünüyorsa, diyetinizdeki hedefinizi de küçük hedeflere bölmek akıllıca bir iş olacaktır.
Peki ya sonra?
Hedeflerinizi yukarıdaki kıstasları göz önünde bulundurarak belirlediniz. Peki ya sonra ne yapacaksınız? ''Planlama'' kısmının ilk aşaması hedef koymaktı. İkinci aşama ise strateji ve taktikler. Strateji, hedeflere ulaşmak için neler yapacağınızı, taktikler ise hangi yolla yapacağınızı temsil eder. Mesela kendimden örnek vermek gerekirse benim diyetimin stratejisi, kilo verişim durana kadar sporsuz devam etmek, daha sonra sporu bir destekleyici eleman olarak hayatıma sokmaktı. Bunu daha diyetime başlamadan kafamda belirlemiştim. Sizin stratejiniz, sporla diyeti bir arada götürmek, sadece spor yapıp akşam 6'dan sonra bir şey yememek, haftada bir öğün istediğini yemek, protein ağırlıklı beslenmek vb. olabilir. Size en uygun olan stratejiyi kendiniz belirlemelisiniz. İnsanların söylediği her şeyi yapmak zorunda değilsiniz. 6'dan sonra bir şey yiyememek size (bana olduğu gibi) inanılmaz zor gelecekse, illa bu yolu seçmek durumunda değilsiniz.
Taktikleriniz ise, stratejilerinizin özelleştirilmiş halini oluşturacaktır. Diyetse hangi diyet? Size özel yazılmış bir diyet mi, Dukan mı, Karatay mı?... Sporsa nasıl bir spor? Kardiyo mu, ağırlık mı, pilates mi, yoga mı? Tüm bunları belirleyip kendinize detaylı bir planlama çıkardıktan sonra artık tek yapmanız gereken şey ''uygulama'' safhasına geçmek. Uygulamada, belirlediğiniz hedef ve stratejileri uygulayıp nasıl gittiğini deneyimlersiniz. Eğer yaparken zorlandığınız ve kapasitenizi aşan şeyler olduğunu fark ederseniz, geri dönüp planlamanızı bir daha kontrol etmeniz gerek demektir. Belki de size uygun olmayan bir strateji belirlediniz. Planlamanız zaman içinde gelişecek, size en uygun hale gelecektir. Küçük hedeflerinize ulaşmanın verdiği hazzın onlarca katını ana hedefinize ulaştığınızda hissedeceğinizi unutmayın. Asla vazgeçmeyin.
Başarılar!



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder