10 Ekim 2014 Cuma

''Kendini Beğenmemek, Değiştirmek İstemek Suç Mu?''

Bugün şöyle biten bir mail aldım:

''...Kendini beğenmemek, değiştirmek istemek suç mu? İnsanlar mutsuz olduğumu neden anlamıyor? Ben böyle mutlu değilim diye bağırmadıkça neden göremiyolar neler yaşadığımı. Pınar Abla bazen çok zorlanıyorum. Ne yapmam, ne hissetmem gerektiğini şaşırıyorum. Hatta bazen sen kilolusun konuşmasan daha iyi bile demişliğim oldu kendime. Gerçekten kötü hissediyorum...''

Hepimizin hayatında kötü hissettiren, bazen majör depresyonlara sokan bazen sadece iç sıkıntısına neden olan hadiseler meydana gelir. Bundan kaçmamız mümkün değil. Bazı engelleri aşmak bizim elimizdeyken, bazen de elimizden hiçbir şey gelmez. Ben daha önceki yazılarımda da hep aynı şeyi savundum; eğer kendinizi sevmiyorsanız önce bunu çözmek zorundasınız. Kendinizi sevmemenin mutsuzluğu omuzlarınızdayken hayatta karşılaşacağınız her zorluk size iki üç kat daha fazla olarak geri dönecektir. İnsanlar size kendinizi ancak siz kendinizi değersiz görüyorsanız öyle hissettirebilir. Evet, kötü arkadaşlar kalbinizi kıracak sözler edebilir; ama bundan ne oranda etkilendiğiniz kendinizi gerçekten nerede gördüğünüzle ilgilidir. Bundan bir sene önce içimi acıtan cümleler kuran insanların hiçbiri şu an hayatımda değil. Aynı cümleleri şimdi duysam, bir saniye bile kafama takmayacağımı biliyorum. Ve evet benimle aynı mutsuzlukları yaşamış herkesin, bana bu maili atan kardeşimin dahi hayatını değiştirmek için bir adım atmasına dahi vesile olabileceksem, aynı şeyleri defalarca yazmaya devam edeceğim. 

Ben kilo nedeniyle problemli bir ergenlik geçirdim ve iç dünyamı burada bu blog'u okuyan herkese açtım. Çünkü kilo verme taktikleri ya da diyet yemek tariflerinden daha çok ''Bakın ben de aynı şeyleri yaşadım ve bunu değiştirmek için bir şeyler yapıyorum!'' diyip kendimi ortaya koymanın daha faydalı olacağına inandım. Sizden gelen mail'ler de doğru bir iş yaptığımı gösteriyor, bu açıdan çok mutluyum. 

Ben 125 kiloyken de gururumu ve ruhumu okşayan iltifatlar alıyordum, kendimi bana özellikle değersiz hissettiren hiçbir arkadaşım olmadı; aksine tüm arkadaşlarım oldukça destekleyiciydi. Bunun tam tersi bir durumda da olabilirsiniz; yani arkadaşlarınız sürekli olarak kilo vermeniz gerektiğini söylüyor ve sizi bu durumdan dolayı yargılıyor da olabilir. Bu iki durumun birbirinden hiçbir farkı yok aslında. Çünkü ben bana edilen iltifatların hiçbirine inanmıyor, elde ettiğim başarıların hiçbirine sevinemiyordum. Reddedilişlerimi, aşk acılarımı, en ufak bir zorlukta saatlerce şikayet edişlerimi dahi kilo problemim yüzünden yaşadığımı biliyordum. Özetle söylemek istediğim, insanların size nasıl hissettirdiğinin bir önemi yok. Kendinizden mutsuzsanız ne söylerlerse söylesinler sizi daha mutlu hissettiremeyecekler. Kendinizi değersiz hissediyorsanız, bir kadının ya da erkeğin size deli divane aşık olması sizi daha değerli hissettirmeyecek. Önce zihniyetinizi değiştirmek zorundasınız. İnsanların size olan davranışlarının da bu eksende nasıl değiştiğini zaten göreceksiniz.

Liseyi birincilikle bitirip mezuniyet kürsüsüne konuşma yapmaya çıktığımda içimde üstümdeki cüppenin diğer 600 mezunun aksine bana özel diktirilmiş olmasının burukluğu vardı. Kürsüde herkes beni izlerken ben kendimi özel hissetmiyor, aksine bir an önce konuşmamı bitirip diğer insanların arasında yerimi almak ve ''göze batmamak'' için sabırsızlanıyordum. İyi bir üniversiteyi kazandığımda ''üniversiteye geçtim ve hala obezim'' diye düşündüm. Fakat bu sene, üniversiteden mezun olduğumda ilk defa, balo için bir mağazadan üzerime olan ve çok da güzel duran bir kıyafet bulduğuma diğer her şeyden daha fazla sevindim. Hayatımda ilk defa, büyük beden dahi olsa hazır bir şeyin için girmiştim. Ve bunu ben başardım, bir senenin emeğinin sonuçlarını almıştım, alıyordum.


Hayatınız bir çemberse, bu çemberin merkezine kendinizi oturtmadığınız sürece aldığınız kararlar, gitmeyi seçtiğiniz yollar, yaşadığınız ilişkiler dahi sağlıksız olacak, günün sonunda sizi mutsuz edecektir. ''Güzel'' ya da ''zayıf'' hissetmek için kimsenin onayına ihtiyacınız yok. Ben kendimi takdir ediyorum, şu an insanların bana gelip ''ne kadar zayıflamışsın'' demesi tabi ki beni mutlu ediyor, fakat farklı olan şey şu; hala 92 kiloyum ve beni şu dönemimde tanımış birinin bana ''kilo versen aslında'' demesi beni o kadar etkilemiyor ki! Elbette ki egoist ve kimseyi umursamayan bir insana dönüşmedim; fakat kafama bir hedef koydum ve bunu gerçekleştiriyorum. İnanın eski mutsuzluklarımdan eser yok! Değerli olduğumu anlamam için kilo vermem gerekiyordu, belki sizin başka bir şey yapmanız gerekiyor. Kilit nokta, bir hedef belirleyip, emek verip, ter döküp, strese girip sonucunda hedefinize ulaşıyor olmanın size otomatik olarak getirdiği özgüven. 


Kendini değersiz hissetmenin bir insana yaşattığı mutsuzluğu çok iyi biliyorum. Hiçbir şeyden heyecan duymamak ve keyif almamak için hayat fazla kısa değil mi? Tek bir hayatımız var, bunun tadını çıkarmak için kendimiz için bir şeyler yapmak zorundayız! Değişmek istiyorsanız, adım atmak zorundasınız. Kimse sizin yerinize bunu yapamaz. Ne sizi çok sevdiğini düşündüğünüz sevgiliniz, ne de sizin için canını bile ortaya koyabilecek anneniz-babanız sizin iç huzurunuzu, iç mutluluğunuzu, özsaygınızı ya da özgüveninizi inşaa edemez. 

Çok kolay demiyorum, çetrefilli, inişli çıkışlı bir yol; ama bunu yönetmeyi öğreniyorsunuz. Bir hafta boyunca kafanızı baklava tepsisine gömüp, ertesi hafta sadece haşlanmış sebze yemeyi öğreniyorsunuz. Bir şekilde bir yolunu buluyorsunuz. Bulamıyorsanız da bir uzmandan yardım alıyorsunuz. Sağlığınıza zarar vermeden, sağlığınızı geri kazanın. En mühimi de mental sağlığınız ve stabiliteniz! Kendiniz için yapın bunu ve bana mutlaka yazın. Unutmayın, bu blog hepimizin!

Bu yazımı bana bu mail'i yazıp derdini döken ve bana ''abla'' diye hitap eden dünya tatlısına ithaf ediyorum. Yazında ''kendimi fazlalık gibi hissediyorum'' demişsin, sana fazlalık değilsin çok değerlisin demeyeceğim; çünkü bu seni sadece şu an iyi hissettirecek. Ne yapman gerektiğini biliyorsun, sadece cesaretini toplamalısın. Kendini beğenmemek, değiştirmek istemek suç değil, aksine kendin için yapabileceklerinin en büyük güç ve motivasyon kaynağı. Bana tekrar yaz ve kendine çok iyi bak!

Görüşürüz.

2 yorum:

  1. Mükemmel bir insansın hep mutlu olursun umarım

    YanıtlaSil
  2. Çok cesaretli ve güçlü bir kadınsın harika

    YanıtlaSil