''...Seninkine benzer bir blog tutmayı ya da kendi deneyimimi bir şekilde kayıt altında almayı çok istedim, ama hem tembellikten hem de sürecin üstüne düşünedurmaktan harekete geçemedim. Bir yandan kilo verirken diğer yandan aklımdan belgeseller, kısa filmler çekmek, kadın hareketlerine yazıyla katılımda bulunmak filan falan geçti ama son üç seneden elimde iki üç yazıdan, bir devamı gelmemiş yüksek lisans başvuru mektubundan başka bir şey yok. Bir de geri dönüp bakmaya bile çekindiğim bazı fotoğraflar, o fotoğraflardaki kendim, koskoca bir "kendini bulma" serüveni. Hem fiziksel, hem psikolojik bir varoluş mücadelesi.
Anneannelerin "çekmeyen bilmez"lerinden sarkarak senin yazılarının neredeyse tümünü okudum. İlginç bir şekilde, süreçlerin/yaraların neredeyse birebir olduğunu gördüm. Bu da durumu münferit olmaktan çıkarıp, daha önce de sezdiğim üzere, kadın/azınlık/ötekilik başlıklarında değerlendirmede gösterdiğim ısrar konusunda haklı olduğumu gösterdi sanki.
Sana fotoğraflarımı gönderip "öncesi/sonrası" yapmak istemiyorum. 113 kiloydum, şimdi 78 kiloyum. 113'ün de 78'in de ayrı ayrı hikayesi var. Bir başarı hikayesinden çok bir büyüme, uyanmak için debelenme hikayesi olabilir bu ancak. Doğru duruşu arama, bunu bırakmama olabilir. Hala bulabildiğimi düşünmüyorum. Hala aynada/geçmişte ve şimdiki anda farklı şeyler görüyorum. Hala mahmurum, hala zigzag çekerek yürümeye çalışıyorum. Bunu sen anlarsın ve bunu anlayacak başka insanlar olduğuna eminim. Şişman/zayıf fark etmeyecek üstelik. Bunu gizli azınlıktakiler, belli bir ciddiyette/taraftar grubuyla temsil edilmeyenler/eğik yaşayanlar anlayacak. O yüzden işte, hazır sen de böyle güzel bir iç döküş için o kadar emek biriktirmişken, ben de kendime ait birkaç hikayeyi senin blogunun ev sahipliğinde anlatmak istiyorum.
Böyle bir şey yapsak, ne dersin?''
Selin'e yazılarını blog'umda yayınlamaktan gurur duyacağımı, bu blogun hepimizin blogu olduğunu söyledikten bir saat sonra Selin bana ilk yazısını yollamıştı bile. Onun heyecanı ve hevesliliği beni de etkiledi ve çok içten gelerek söylüyorum ki nefes bile almadan okudum Selin'in yazdıklarını. Sanki beni benden daha iyi anlatmış hissiyatıyla bir kez daha okudum, her bir ifadeyi daha iyi sindirebilmek için.
Selin'in artık bu blog'da bir yazı dizisi var. O yazdıkça ben yayınlayacağım. Burası hepinizin hikayelerine, fotoğraflarına, paylaşmak istediklerinize açık. Sadece burada yayınlamak için değil, bana anlatmak, söylemek istediğiniz her şeyi yazabilir, anasayfada bulunan iletişim kutusundan yollayabilirsiniz. Takipte kalın!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder