24 Ağustos 2014 Pazar

Üçüncü Hedefe Ulaştım: 30 Kg Gitti!

Herkese Merhaba!

Biliyorum blog'a daha sık yazma konusunda oldukça tembelim; bu konuda şikayet etmekte haklısınız. Tekrardan özür dilerim.

Son yazım biraz hüzünlüydü; fakat diyete ara vermek iyi geldi diyebilirim. Geçen hafta pazartesi tartıldığımda bir kilo almış olduğumu görünce sirkelenip kendime geldim ve diyete kaldığım yerden devam etmeye başladım. Spora bu aralar haftada 4 yerine 3 gün gidiyorum. Kendimi fazla zorladığımda bezip her şeyi bıraktığımı biliyorum, dolayısıyla dengeli gidiyorum şimdilik. Diyet sıkıysa spor birazcık daha gevşiyor. Diyet gevşeyince de spor sıkılaşıyor. Her şeyi aynı anda muhteşem bir disiplinle yapmak pek mümkün değil. Üstelik artık diyete başlayışımın birinci yılına günler kalmışken!

28 Temmuz 2014 Pazartesi

Biraz Dinlenip Rahatlamak Zorundayım

Herkese selamlar ve iyi bayramlar! Biliyorum asla düzenli yazamıyorum, neden yazmıyorsun diyeti mi bıraktın diye sormakta haklısınız. Araya tatil girince uyku düzenimi kaybettim. Bir hafta buralarda değildim, dolayısıyla spor ve diyet aksadı. Şimdi de garip bi' eski yeme düzenime geri dönememe durumum var. Dolayısıyla pek motive olduğumu söyleyemeyeceğim. O zaman biraz da bu durumdan bahsedelim.

Neredeyse bir ay sonra, diyete başlayalı bir yıl olmuş olacak. Hala bir sene geçmiş olduğuna inanamıyorum. Bu sürecini nasıl değerlendirirsin Pınar diye sorarsanız, bir hedefim vardı, onu parçalara böldüm ve yarısına ulaştım diyebilirim. Peki bir sene uğraşıp 30'a yakın kilo verip anca 97'ye düşmek nasıl bir his derseniz, pek müthiş olduğunu söyleyemem. Hala vermem gereken yaklaşık 35 kg olduğunu düşünmekten tökezlemeye başladım. Sanırım bu sıralar biraz kendi kendimi demotive ediyorum. Ne vardı bu kadar kilo alacak, belki şu an hedef kilomdaydım diyorum içimden. Sonra da son 6 yıldır hiç bu kiloyu görmemiş olduğumu hatırlatıp kendime moralimi düzeltmeye çalışıyorum. Kısaca yine o gel-git dönemlerinden birindeyim ve şu sıralar diyet iyi gitmiyor.

1 Temmuz 2014 Salı

Yeter!

Üniversiteye yeni girmiştim ve 120 kilonun üzerindeydim. 5. sınıftan beri kilo vermeye çalışıyor, asla başarılı olamıyordum. Sürekli başarı hikayeleri okuyor, motive oluyor, diyete giriyor ve bir süre sonra demotive olup bırakıyordum. Spora yazılıyor, iki hafta gidiyor, kendimi Nazi kampında gibi hissedip onu da bırakıyordum. Her zaman yanımda olan ve hayatı boyunca çok kilolu olmuş kızının bu durumunu çok iyi yönetmiş annem bile sağlığım için endişelendiğini söylüyor, babam 400 kilo da olsam beni seveceklerini sadece bir yerime bir şey olursa çok üzüleceklerini anlatıp duruyordu.

İlkokulda ve ortaokulda herkes acımasızca kilomla dalga geçerken, ben sakin ve sessiz kalıyor, geceleri yatmadan ağlama nöbetlerine giriyordum. Gözlerimi sımsıkı kapatıp ''Allah'ım lütfen, zayıf yap beni'' diye dua edip öyle uykuya dalıyordum. Rüyalarımda kendimi hep zayıf ve erkeklerin ilgi odağı olarak görüyordum. Bitmesinler diye uykularımı sürdürüp, gerçekliğe uyandığımda her zamanki mutsuzluğuma geri dönüyordum.

Kaynak: http://www.jendavisphoto.com/index.php

Yıllar geçtikçe dışarıdan bakıldığında sorunsuz gözüken hayatım, üzerime bir yük gibi biniyor, başıma gelen her şey kilo sorunumla ilintileniyordu. Hayatımda yaşadığım hiçbir başarı, gittiğim hiçbir tatil ya da isteyip elde ettiğim hiçbir şey beni rüyalarımdaki görüntüm kadar mutlu edemiyordu. Ve ben öğrenilmiş çaresizliğimle artık denemeyi bile bırakmış, kendimi daha çok yiyerek bu dipsiz kuyunun içine sürüklemeye devam ediyordum. 

27 Haziran 2014 Cuma

Buluşuyoruz!

Merhabalar!

Daha önce söz vermiştim, iki haneli kilolara indiğimde bir buluşma düzenleyeceğim diye. Biraz gecikmeli de olsa sonunda buluşmayı ayarlayabildim. Kadın, erkek, şişman, zayıf herkesi bekliyorum. Caddebostan Sahil'de piknik gibi bir şey yapalım diye düşündüm. Herkes yiyeceğini içeceğini yanında getirebilir, ya da Caddebostan Migros'tan satın alabilir. Sohbet, muhabbet, tanışma, kutlama, hikayeler vb her şey için 5 Temmuz Cumartesi saat 18:00'den itibaren herkesi bekliyorum.

Karşıdan gelecek arkadaşlar, Taksim'de sahilden Bostancı'ya giden sarı dolmuşlara binip direkt Caddebostan'da inebilirler. Eğer vapurla Kadıköy'e geçecekseniz de, Kadıköy'deki Beşiktaş iskelesinin karşısındaki yolda Bostancı'ya giden sarı dolmuşlara binerek 10-15 dk içinde Caddebostan'a ulaşabilirsiniz. Caddebostan'a geldiğinizi kocaman Migros'tan anlamanız mümkündür.

Geleceğiz ama sana nasıl ulaşacağız diyenlerin de pinarcetin00@gmail.com'a mail atıp iletişim bilgilerime ulaşmaları mümkündür. Görüşmek üzere!


17 Haziran 2014 Salı

6 Yıl Sonra İlk Kez: Tartıda İki Hanelileri Görmek

Herkese merhabalar!

Dün (pazartesi) tartıya çıktığımda diyete başladığım günden bu yana büyük bir sabırla görmeyi beklediğim rakamı gördüm. İki haneliler! 98.7'yi gördüğümde gözlerime inanamadığım için tartıya iki kez daha çıktım. En son iki hanelilere bundan 6 sene önce lise 3'teyken başladığım bir diyet sonucu inmiştim. O diyette de en az 94 kg civarını gördüm diye hatırlıyorum. Yani 94'ün altını en son ne zaman gördüm, gerçekten hiç bilmiyorum. Ve şimdi yavaş yavaş bu kiloları tartıda görüyor olmak beni inanılmaz motive ediyor. Sizde durumlar nasıl? Bana yazın!


13 Haziran 2014 Cuma

Geri Dönemeyecek Kadar Çok Yol Aldım

Yıllarca kilo vermek için belli sınırların içinde yaşamak ve bir maratonun içinde olmak nasıl bir his biliyor musunuz? Peki ya onca uğraşın sonunda hedefe ulaşınca yine de hayatı boyunca 55 kilo olmuş bir kadın bedenine sahip olamayacağını bilmek? Hayır, sen değil, ben hak ediyorum o bedeni. Sen yiyip yiyip kilo almazken, ben o kiloya inmek için senelerdir ağzıma onlarca şey sürmedim. Ateşim olduğu halde spor salonuna gittim. Aç uyudum. Sırf içki içmemek için kaç gece dışarı çıkmadım biliyor musun?

Göğüsler git gide sarkarken, göbek o kadar mekiğe rağmen yine de pek fazla karşı gelemiyor yerçekimine. Kilonun nereden nasıl gideceğine karar verememek de orantısız bir vücut bırakıyor geriye. 

11 Haziran 2014 Çarşamba

Selin'in Hikayesi: Ben Bugün Çoktandır Bildiğim Bir Şeyi Yeniden Öğrendim

"Ben bugün çoktandır bildiğim bir şeyi yeniden öğrendim: İnsanın kendi varlığının sorumluluğunu üstlenmek zorunda olması kadar korkutucu ve aynı zamanda özgürleştirici bir şey yok."


4 yıl önce diyet yapmaya başladığım gün böyle yazmışım. Elbette, diyet tekniklerini tüm incelikleriyle biliyorum. Neye karşı tahammülsüz olduğumun farkındayım yani. Kilomun standartlar dahilinde olduğu zamanlar çocukluğumun ilk yıllarında çekilmiş fotoğraflarda kalmış. 11 yaşımda ilk diyetisyen seansına zorla götürülmüşüm. Zorla- çünkü, neden değişmem gerektiğini anlayamıyorum. Evdeki yiyecekler epeydir benden saklanıyor. Zorla yürüyüşlere götürülüyorum, bayılacak gibi olana kadar zayıflamam gerektiği üzerine vaazlar dinliyorum. Spor salonlarının rutubet kokan soyunma odalarında "üzülme, verirsin daha çok küçüksün"lerle karşılaşıyorum. Neden üzülecekmişim? Bu halimle benle dalga geçtikleri için mi? Ben yaşamak istiyorum- olduğum şekilde. Hiçbirinin farkında değilim. Bacaklarımı açıyorum, zıplıyorum, uzanıyorum. Kalp atışlarım, salonda çalan korkunç pop şarkılarının temposunda duyulmuyor. Nefes alamıyorum. Bulunduğum her yerde hır gür çıkararak kendimi ispatlamaya çalışıyorum. Bir daha o spor salonuna dönmüyorum. Spor kurslarına gönderiliyorum ama asla süreklilik sağlamıyorum. İştah kesiyor diye akupunktura gönderiyorlar; göbeğime iğneler, kulağıma düğmeler sokuyorlar, ben daha çok kilo alıyorum. Her seansta biraz daha. Ya var olacaktım ya hiç olacaktım, öyle ya. Lisedeyken psikologun biri bana "duygusal açlık"tan falan bahsediyor. Gerekli bahaneyi bulduğumu düşünüp duygusal açlığımın sorumlularını daha çok yiyerek "cezalandırıyorum". Sonunda işte, daha öncesinde de anlattığım gibi, 17 yaşında 100 kilonun üstünde bir genç kadın olarak üniversiteye yollanıyorum.