İlk yazımda da anlattığım gibi ilkokul beşinci sınıftan beri birçok diyetisyene gittim. En uçuk fiyatlılardan en makul fiyatlı olanlara, hepsinin kapısını çaldım. Şimdi oturup bu diyetisyenler neden bende işe yaramadı diye düşündüğümde bir şeyin farkına vardım: Klişe ama doğru; beyninde bitirmezsen Dr. Oz'a da gitsen zayıflayamazsın.
Diyetisyene niye gideriz? Kilomuz kontrolden çıkmıştır, ne kadar fazlamız olursa olsun mutsuzuzdur, kendimizce bir şeyler denemiş; ama başarısız olmuşuzdur. Küçükken annemiz-babamız tutar kolumuzdan götürür, yetişkinken de kalkıp biz gideriz. Burada incelenmesi gereken, o diyetisyene gitmeyi ne kadar istediğimizdir aslında. Neden kendi kilomuzun kontrolünü bir başkasının (uzman dahi olsa) eline bırakırız? Artık her şeyin bir tık uzaklıkta olduğu bir çağda ne yiyip ne yemememiz gerektiğini bilmek bu kadar zor mu? Diyetisyene gitmenin avantajları ve dezavantajları neler?
Hayatı boyunca diyetisyene gitmiş biri olarak şunu içtenlikle söyleyebilirim ki, şimdiye kadar gittiğim diyetisyenlerin hiçbiri ama hiçbiri bana farklı bir şey söylemedi. Sabah bir kepekli tost, domates, salatalık, arada meyve ya da diyet bisküvi ve süt ürünü, öğlen et ya da tavuk ya da balık ve salata, arada yine meyve, akşam da sebze yemeği. Hangi diyetisyene giderseniz gidin, eğer bir alerjiniz, hastalığınız, özel bir durumunuz yoksa; size buna benzer bir liste verecektir. Yani mantık şu, günde üç ana öğün, iki ara öğün, akşam belirli bi saatten sonra yeme, hareket et, uykunu düzene sok. Bir de diyetisyenlerin değişim listeleri vardır; o da işte efendim akşam yemeğindeki iki dilim kepek ekmeği yerine 6 kaşık kepekli makarna yiyebilirsin, eğer alkol almak istiyorsan o gün ekmekleri tüketmez; yerine bir kadeh kırmızı şarap içersin vb. Kilolu bir insan zaten tüm bunları araştırmış ve bilen insandır. Bilmeyenler tabi ki de vardır, o insanların bir diyetisyen deneyimi yaşamaları doğru olacaktır. Ergenlik çağında, gelişmekte olan ya da çocukların veya aşırı obezlerin; bir uzmanın kontrolünde olması sağlık açısından gerekenlerin diyetisyen kontrolünde kilo vermeleri tabi ki de en sağlıklısıdır. Mesela kilolu bir ergen (benim de zamanında yaptığım gibi) en olmadık sağlıksız yöntemleri deneyerek kilo vermeye çalışır, eğer bunda ısrarcı olursa sonu ölüme kadar gidebilecek problemler yaşar. Fakat siz bu kategorilere dahil değilseniz, diyetisyensiz de başarabilirsiniz. Hatta diyetisyensiz daha da güzel başarırsınız.
Hayatı boyunca diyetisyene gitmiş biri olarak şunu içtenlikle söyleyebilirim ki, şimdiye kadar gittiğim diyetisyenlerin hiçbiri ama hiçbiri bana farklı bir şey söylemedi. Sabah bir kepekli tost, domates, salatalık, arada meyve ya da diyet bisküvi ve süt ürünü, öğlen et ya da tavuk ya da balık ve salata, arada yine meyve, akşam da sebze yemeği. Hangi diyetisyene giderseniz gidin, eğer bir alerjiniz, hastalığınız, özel bir durumunuz yoksa; size buna benzer bir liste verecektir. Yani mantık şu, günde üç ana öğün, iki ara öğün, akşam belirli bi saatten sonra yeme, hareket et, uykunu düzene sok. Bir de diyetisyenlerin değişim listeleri vardır; o da işte efendim akşam yemeğindeki iki dilim kepek ekmeği yerine 6 kaşık kepekli makarna yiyebilirsin, eğer alkol almak istiyorsan o gün ekmekleri tüketmez; yerine bir kadeh kırmızı şarap içersin vb. Kilolu bir insan zaten tüm bunları araştırmış ve bilen insandır. Bilmeyenler tabi ki de vardır, o insanların bir diyetisyen deneyimi yaşamaları doğru olacaktır. Ergenlik çağında, gelişmekte olan ya da çocukların veya aşırı obezlerin; bir uzmanın kontrolünde olması sağlık açısından gerekenlerin diyetisyen kontrolünde kilo vermeleri tabi ki de en sağlıklısıdır. Mesela kilolu bir ergen (benim de zamanında yaptığım gibi) en olmadık sağlıksız yöntemleri deneyerek kilo vermeye çalışır, eğer bunda ısrarcı olursa sonu ölüme kadar gidebilecek problemler yaşar. Fakat siz bu kategorilere dahil değilseniz, diyetisyensiz de başarabilirsiniz. Hatta diyetisyensiz daha da güzel başarırsınız.
Eğer bir kez diyetisyene gitmiş, kilo vermiş, fakat benim gibi sonra bırakıp geri almışsanız; diyetisyene bok atıp bir başka diyetisyen denemeniz normaldir; fakat artık onuncu diyetisyenden sonra hala kilo verememişseniz sorun diyetisyende değil sizdedir. Benim ikinci diyetisyenden sonra başka diyetisyenlere gitme sebebim, tamamen denetim amaçlıydı. Yani biri beni her hafta o güzel detaylı analiz içeren tartısıyla tartsın, ölçsün, biçsin; beni denetlesin. Yoksa nasıl bir liste alacağımı zaten biliyordum. Bir süre sonra kurbanlık koyun gibi tartıya çıkıp bir insanın ağzına bakıyor olmak canımı sıkmaya başladı ve diyetisyenlerden soğudum. ''Bakın ben en az sizin bildiğiniz kadar şey biliyorum, işin şu faso fiso kısmını geçsek de listemi verseniz, ben de çıkıp gitsem.'' de diyemediğim için, on kere aynı şeyleri baştan dinledim hep. Kilomun çok fazla olduğunu, yok efendim biyolojik yaşımın 35 olduğunu ve kilo verirsem bunu düşürebileceğimi; birlikte bunu başarabileceğimizi ama her şeyin bana bağlı olduğunu vs vs. Sonra da diyetisyenlerden nefret etmeye başladım ve ağlayarak ''Yeter artık bu kilolardan bıktım!'' dediğim anda annemin ''Kızım istersen diyetisyene gidelim?'' demesine rağmen ''Hayır, asla!'' dedim.
Diyetisyenler hep sağlıklı beslenmeyi bir yaşam tarzı haline getirmemiz gerektiğini söylerler. Evet, bu doğru, ama sürekli olarak birinin denetimindeyken nasıl oto-kontrol mekanizmamızı geliştirebiliriz ki? Nasıl olsa diyetisyen tartacak diyip evde tartıya bile çıkmıyorken, bu hafta kaçırdım biraz bu haftaki kontrole bir bahane bulup gitmeyeyim diye ilkokul çocuğu gibi kaytarırken nasıl sağlıklı beslenmeyi yaşam tarzı haline getirelim? Size bir anda bir sürü sorumluluk yüklerler; şunu ye bunu yeme, bu hafta biraz kaçırdık mı Pınarcım, günde en az şu kadar dakika yürümelisin, akşam en geç 11'de yat, alkol alacaksan şarap iç vs. vs... Ve siz, tüm bunları hayatınızın içine arasına bir yere sıkıştırmaya çalışırken zorlanırsınız; bir sonraki hafta da diyetisyene rezil olmamak için bir gün kaçırdıysanız diğer gün kendinizi aç bırakırsınız ve bu tarz saçma sapan kaçak yollar bulursunuz. ''Diyetisyen spor dedi bak bu hafta hiç yapamadım, araları mutlaka ye dedi bak bu arayı yemedim.'' diye kendinizi baskı altına alırsınız. Halbuki başından itibaren kendinize neyin daha uygun olduğunu, nasıl bir sistem geliştirmeniz gerektiğini siz belirlerseniz, çok daha başarılı olursunuz. Sizi sizden daha iyi kimse tanıyamaz. Ruh halinizi sizden iyi kimse bilemez. Diyetisyenler kan değerlerinize bakar, ama bu işin sadece fizyolojik kısmıdır. Hep dediğim gibi diyet, fizyolojikten ziyade psikolojik bir olaydır. Bunun denetimini bir başkası değil, siz yapmalısınız. Gerçekten kendinize bir yol çizemiyorsanız, diyetisyen yardımı alın tabi; ama ben buna inanmıyorum. Biraz deneme yanılma ile her şeyi çözebilirsiniz.
Önce ekmeği kesersiniz, baktınız yapamıyorsunuz, ekmek yersiniz ama akşam yemeğinde yemezsiniz. Tatlısız yapamıyorsanız, bir parça çikolata yersiniz, o gün aranızdan bir meyve eksiltirsiniz. Bunları diyetisyen de söyler zaten; ama ''Çok gerekmedikçe yapma.'' diye de ekler. Gerektiği halde yapmazsınız bu sefer, sırf öyle dedi diye.
''Mutlaka diyetisyene gitmem lazım, diyetisyensiz olmaz.'' yargınızdan kurtulun. Bunun neticede bir endüstri olduğunu ve size diyetisyensiz yapamayacağınız fikrinin aşılandığını unutmayın. Diyetisyen ağzınızın başında beklemiyor sonuçta, size ne yiyip ne yememeniz gerektiğini söylüyor ve kilonuzu ölçüyor sadece. Yine bir şeyi yiyip yememe iradesini siz gösteriyorsunuz. Diyetisyenden tek farkımız, ondaki vücuttaki yağ ve kas oranını detaylı şekilde gösteren tartıdan bizde olmaması ki onu da eğer paranız varsa satın alabilirsiniz.
Yani uzun lafın kısası, koyarsınız tartının yanına bir çizelge, her hafta çıkar bakarsınız kilonuza. O hafta kilo aldıysanız durup ''Neyi yanlış yaptım?'' diye düşünürsünüz. Akşamları geç yedim hep ondan oldu herhalde diyip bir sonraki hafta akşamları erken yersiniz. Önce diyeti kendi hayatınıza dahil edin, sonra hayatınız dönüşmeye başladıkça sağlıklı beslenme yaşam tarzınız olacaktır zaten. Ben bir aydır yağsız süt içtiğim için, geçen yağlı sütle yapılmış bir latte'nin tadı kremalı gibi geldi mesela. Bir yoluna koydunuz mu, gerisi çok kolay. Diyetisyenlere para dökmeyi bırakın, kafanızda bitirin önce. Hiç kimse, dünyanın en iyi diyetisyeni de olsa, sizin iradenizi yönetemez. Bunu ancak siz, kendiniz başarabilirsiniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder