28 Ekim 2013 Pazartesi

Kendini Hayatın Merkezine Koymak ve Özgüven İnşaası

Toplumların belirli güzellik idealleri ve standartları vardır. Dahil olduğunuz toplumun bu standartlarının dışındaysanız, tüm bu dışarıda olma halinden bağımsız bir özgüven geliştirmeniz oldukça zordur. Çirkin, zayıf, kısa, şişman kelimeleri birer sıfattan çok içine özgürlüğünüzü gömdüğünüz birer kafes olur sizin için. Hayatınızda her şey yolunda gitse bile hep bir mutsuzluk vardır üzerinizde, bir türlü çözemediğiniz bıkkın bir ruh hali.. 


Birtakım kompleksler geliştirirsiniz zamanla, bu kompleksler sizi sosyal çevrenizden koparır. Televizyonda, dizilerde, bloglarda gördüğünüz insanlar ve aynada gördüğünüz kendiniz arasındaki fark sizi gittikçe dipsiz bir kuyuya çeker. Hiç çıkamayacaksınız oradan gibi hissedersiniz. Hiç yaptığınız bir makyaj, kestirdiğiniz saç modeli, giydiğiniz bir kıyafet yakışmayacakmış gibi gelir. Kafanızın çalışması, çok kitap okumanız, en zor okullarda en iyi eğitimi almanız asla çare değildir. Kimse bunlarla ilgilenmiyormuş gibi gelir. Ruhunuzda dolduramadığınız bir boşluk vardır. 

Siz kendinizi nasıl görüyorsanız, öylesinizdir. Toplumun yüzde doksanının güzel dediği bir model eğer aynaya baktığında kendini çirkin hissediyorsa, milyonlarca kişinin ona ''güzel'' demesi faydasızdır. En özgüvenli olması gerektiğini düşündüğünüz insan, aslında kendini asla sevememiştir. Bir de toplumun yüzde doksanının koyduğu standartların dışında olanlar vardır ki, işte onlar o ''sen çok güzelsin''i çok nadir duyar. Bunu bir başkasından duymak istemek, sevilme ve beğenilme ihtiyacından gelir. ''Biraz kilo alsana bi deri bi kemik kalmışsın.'' ile ''Kilo versen aslında senin yüzün çok güzel.'' arasında hiçbir fark yoktur. Hep bi eksikliğimiz ya da fazlalığımız vardır. 

Kendini sevmek için başkasının onayına ihtiyaç duymak acizliktir. Başkaları gelip gider, kimi sever kimi sevmez, kimi beğenir kimi beğenmez. Özgüven, kendine saygı duymak gibi tüm karakterimizi ve hayatımızı, yapacağımız işleri, yetiştireceğimiz çocukları etkileyecek olan değerlerin inşaası, onun bunun beğenisine, göz zevkine bırakılacak kadar önemsiz kavramlar değillerdir. Hepimiz kendimizi sevmek zorundayız. Çünkü eğer kendimizi sevmezsek hayatın yükü ağırlaşır. Kendimizi sevmezsek en ufak sorunlar bile dağ olur. Kendimize güvenmezsek hiçbir şeyden emin olamayız. Üzüntülerimiz katlanır, zorlukları atlatamayız. 

Hiçbirimiz hiç kimsenin oluşturduğu kalıplara girmek zorunda değiliz. Kendimize kendi gözümüzden bakmayı öğrenmek zorundayız. Ne yapıyorsak kendimiz için yapmalıyız. Sağlığımız tehlikedeyse, ona göre önlem almalı, ona göre bir rota çizmeli, bir hedef koymalı ve ona ulaşmalıyız. Öz saygımız temelini fiziğimizden değil ruhumuzdan almalı, nasıl olursak olalım yerini beton gibi korumalıdır. ''Evet, kilo aldım, ama bence yakıştı.'' diyebilmeli, ''Bence biraz kilo ver''leri duymazdan gelmeyi öğrenmeliyiz. Eğer öyle beğenmediysek kendimizi ve kendimiz için yine vereceksek o kiloyu, o zaman bu uğurda yapacağımız diyet ve spor çok daha etkili olacaktır. Kendimizle ilgili kararlarımızın merkezinde daima biz olmalıyız.

Başkası öyle dedi diye kendiniz için aldığınız kararlar, motivasyon ve hırs açısından çıkış noktası olarak etkili olsa da, havası kaçmış bir lastik gibi kısa süre sonra eski önemini kaybeder. Çünkü kendinizi ''Aman, beğenmezse beğenmesin.'' diye yalancı bir umursamazlıkla vazgeçirirsiniz. Hiçbir zaman herkesin göz zevkine hitap edemeyeceğinizi kabul edin. 90-60-90 da olsanız, bu sefer burnunuzu çirkin bulacaklarını; üçgen bir vücuda da sahip olsanız ''Aman o da çok kaslı ya.'' diyeceklerini unutmayın. 

Hayatın tüm zorluklarına rağmen, insan kendini sevince çok daha çekilebilir olduğunu deneyimlediğim günden beri, eski Pınar'a asla geri dönmeyeceğim. Evet kilo vermek istiyorum, çünkü nefes nefese kalmadan koşabilmek, istediğimi giyebilmek, şimdiye kadar yapamadığım her şeyi yapabilmek istiyorum. Kendim için ertelediğim ne varsa hepsini gerçekleştirmek, yepyeni bir hayatı, ben, kendim için yaratmak istiyorum. Başardığımda yaşayacağım tatminin keyfini çıkarmak, kale gibi yıkılmaz bir özgüven inşaa etmek istiyorum. Ben tüm bunları başardıktan sonra, beni kim beğenmiş, kim beğenmemiş, ne kadar umrumda olabilir ki?




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder